Demirci: Kazan ve Ateş Yiğit Hakan Mermeroluk’un Türk Fantastik Eseri

Çıkış kitapları, ilk kitaplarda ödül almak hayli zordur. Tüm yazarlar adlarını duyurmak için büyük çaba harcıyor. İnsafsız sosyal medya kalabalığında sizi öne çıkaracak bir yayınevi bulmak da hayli zor. Wattpad’den fantsy romantsy dediğimiz türde vıcık vıcık romantizm içeren light fantastiklerin cirit attığı günümüzde sessiz sedasız başarıya tırmanıp FABİSAD ödülü alan bir ilk çıkış romanı ile tanıştım.
Demirci: Kazan ve Ateş Yiğit Hakan Mermeroluk’un Türk Fantastik Edebiyatına kazandırdığı eseri. FABİSAD2023 GİO ödülüne de layık görülen eser için küçük bir röportaj kapmayı başardım. Yiğit Bey’e yazma serüveni nasıl başladı diye sorduğumda aldığım cevabı sizlerle paylaşıyorum:
Kitap yazma macerama nasıl başladığımı size kısaca anlatayım:Aslında kitap yazma ile ilgili bir düşüncem yoktu ama güzel fikirlerim vardı. Eşimle beraber vakit geçirirken güzel muhabbet eder ve her şeyden konuşuruz. Bu konuşmalar esnasında kendisine fikirlerimden, hayallerimden, istediğim ve istemediğim şeylerden de bahsederim haliyle. Bu konuşmalar esnasında aklımdaki fikirleri de ona aktarmışımdır çoğu zaman. Yine böyle şeylerden bahsederken, eşimden sen bunları yazsana diye bir fikir geldi. Aklıma da hemen yattı aslında. Çünkü hayatımın her anında olduğu gibi o zaman da boşa geçirdiği zamandan şikâyet eden, dünyadaki vaktinin giderek azalması sebebiyle kara kara düşünen biriydim. Hâlâ da öyleyim. Yani o zaman da her şeyden önce kendim için, ruhumu doyurmak için yararlı bir şeyler yapma gibi aklımı tırmalayan düşüncelerim vardı. İyice düşünüp yazıya dökmeye başladığım zaman da aklıma daha da güzel fikirler geldi ve yazı yazma olayı bende gerçek bir tutkuya dönüştü. Tutku diyorum ya, insanlar gerçek tutkunun anlamını bilmiyorlar bana kalırsa. Yani tutku dediğimiz olgu, sabahlara kadar size bir şeyi yaptıran ya da düşündüren, aklınızdan hiç çıkmayan ve heyecanı ile sizi asla soğutmayan garip bir şey. İşte kitap yazarken ben bunu yaşadım. Yemedim, içmedim, uyumadım yazdım. Gecelerce uykusuz kaldım, bazı cümleleri günler süren çalışma ile tamamladım. Çalışırken devamlı akşam olsa da eve gitsem, yazsam diye düşündüm ki aslında işini seven ve çalışkan biriyimdir. Sonunda da yazdığım küçük hikâyelerin bir roman olması gerektiğine karar verdim. Bu arada kitabı yazarken, bunu yayınevlerine göndereyim, kitap çıkartayım gibi bir düşüncem yoktu. Aslında eş, dost ve sevdiklerimiz için bir yerde bastırmayı planlıyorduk. Sonradan yine eşim -sağ olsun- kitabı yayınevlerine mi göndersek, ne kaybederiz dedi. Mantıklıydı da… Sonuç olarak kitap basıldı ve ödül aldı. Çok ilginç bir şey benim için. İnsanların benden yazar diye bahsetmesi hâlâ bana komik geliyor ve içimden beni güldürüyor. Ama şunu söyleyeyim: Ödülü kazandıktan sonra kaderin, evrenin, sistemin, Gök Tanrı’nın, Allah’ın, Zeus’un artık adına ne derseniz bana net bir mesaj verdiğini anladım. Bu tutkuya devam etmeliyim çünkü bu işi beceriyorum.
fakültesi, Kimya Mühendisliği Bölümü’nü bitirmiştir ve meslek hayatını bu yönde sürdürmektedir. Tarih, Anadolu söylenceleri, Türk folkloru ve halk dansları ile yakından ilgilenmektedir. 2016
yılından beri yazdığı hikâyelerde geçmişi, masalsı bir üslupla ele almayı amaç edinmektedir. İlk eseri ‘Demirci: Kazan ve Ateş’ 2023 yılı Şubat ayında Karakum yayınlarından çıkmış ve Fabisad’ın
düzenlediği Gio Ödülleri Roman Kategorisi’nde 2023 yılı ‘Yılın En İyi Romanı’ ödülünü almıştır.

